Karnımız acıktığı zaman bu duygunun mide nahiyesinden geldiğini, uzun bir düşünme faaliyetinden sonra beynimizin yorulduğunu fark ederiz. Üzüldüğümüz zaman, sevdiğimiz zaman nahiyesinde bir hissin belirdiğini inkâr edecek kimse var mı? Ne zaman ağlamışsanız, bu duygunun kalpte başladığını hissedersiniz. İnsanoğlu on binlerce yıldır, hangi inançta olursa olsun duyguların kalpten geldiğini bilmektedir.


Nurbaki'yi Takip et


On dokuzuncu yüzyıl maddecileri ilk anatomi dersinde gördükleri kalbi, kastan ibaret saymış ve kalple duygu arasındaki ilgiyi kökten inkâr etmişlerdir. Beyinler yıkana yıkana kalpsizlerden kurulu bir gelecek dünyaya gebeyiz. Acaba gerçek bu mudur?



Günümüzün ilmî gerçekleri artık kalbe “bir et parçası” diyenlere kırmızı kart göstermiştir! Kalbin anatomi bahsini okuyan sizler de daha şimdiden, kalple his sistemi arasında güvenilir bir ilgi kurdunuz.

Fakat, dikkat ederseniz bu ilgiyi netleştirmek biraz güçtür. Bunun sebebi, tıpkı insan gibi kalbin de madde ile madde ötesini bağlayan bir köprü olmasındandır. Ateist bilimin yıllarca süren inkârcılığı, yüz binlerce kalp hastasına bir otomobil motoru gibi bakma alışkanlığını getirmiş. Bu yüzden niceleri ölüme uçmuştur. Kalbi böylesine madde penceresinden seyredenler için bir kalp hastasına, doktorun asık suratla ilaç vermesi yetiyordu. Hâlbuki hasta, gülen bir yüzün ardında bile kendisinden saklanan sırları bilecek kadar hassastır.

Aradan yıllar geçti. Artık çağımızda kalp hastalarına sırf moral açıdan, özel olarak yetiştirilmiş sağlık personeli hizmet veriyor.

Kalbin hissî yönüne ait gerçekler iki grupta toplanabilir.

  • Birinci grupta daha çok bitkisel sinir sistemine tesir eden duygular yer alır. Bunlar; korku, heyecan, bazı elektronik sıkıntılar şeklinde ifade edilebilir.
  • İkinci grupta ise daha derin duygular vardır. Bunlar sevgi, merhamet gibi duygulardır.

Her iki gruptaki duygular kalp etrafında toparlanmıştır. Ancak birazdan daha iyi anlayacaksınız ki, bu gruplardaki duygular birbirinden farklıdır. Korku ve heyecan gibi duygular bitkisel sinir sistemine yakındır, biraz daha maddîdir. Merhamet ve sevgi ise, kalbin madde ötesi yanından maddesine iletilen derin duygulardır.

Kalbin bütün bu sistemleri nasıl mezcettiğini, birleştirip tekleştirdiğini anlayabilmek için onun yapısındaki gerçekleri ve diğer organlardan farklı yönünü bir kez daha özetlemek istiyorum.

1. Kalp, tek bir organ görünümüne rağmen…

En uzak hücrenin içine kadar uzanan, âdeta vücudun her noktasında var olan muhteşem bir yapıdır. İşte bu yapı “canlılık” dediğimiz sırrın, hayatın gerçeğini vücudun her yanında kalbin temsil ettiğine işaret etmektedir.

2. Kalbin yapısı da bütün organlardan farklı olarak…

Müthiş bir sinir şebekesidir. Bütün organlar tek bir sinir yönetimine tâbi olduğu halde kalp, sinir sistemine ait bütün tespitleri sinesinde toplamaktadır. Tekrar hatırlarsak: beyinle irtibatlı parasempatik sinir vagusla gösterdiği ilgi, omurilik çevresindeki sinir merkezlerinden gelen sempatik ilgiler, kalbin bizzat kendi içindeki minik beyinler dediğimiz sinir merkezleri, boyunda ve göğüs boşluğunda tamamen ayrı yapıda olan, yani ayrı ayrı birer minik beyin hüviyetindeki sinir ganglionları ile olan ilgi…

Bütün bu ilgiler, kalbin vücutta mevcut bütün maddî sinir sistemini merkezîleştirdiğini göstermektedir. Acaba bu merkezîleşme tek yönlü müdür? Yani, bu sinirler kalbe kadar gelip burada kalbin fonksiyonunu sağlamak için midir? Buna “Hayır” diyoruz, çünkü son yıllarda, bilhassa Rus ilim adamlarının varlığında ısrar ettikleri üçüncü bir sinir sistemi söz konusudur. Bu sinir sisteminin bütün vücudu tesir altına aldığı ve merkezinin göğüs boşluğu olduğu kabul ediliyor.

3. Üçüncü sinir sistemi olayı nedir?

Kalbin Hissî İlgileri

Rus ilim adamları, insanların birtakım kabiliyetlerinin “iradî sistem” dediğimiz duygu ve hareket sistemi ve “bitkisel sinir sistemi” dediğimiz iç sinirleşme olaylarıyla izah edilemeyeceğini tespit etmişlerdir. Bu noktadan yola çıkarak yaptıkları çalışmalarda, birtakım hissî tesirlerin göğüs boşluğu ve kalp nahiyesinde merkezîleşen bir başka sistemle oluştuğu gerçeği ortaya çıkmıştır.



Bu konudaki çalışmalar, aslında insanı maddeden ibaret kabul eden bir görüşün neticesi olduğu halde, İlâhî hikmete bakın ki, aksine değişik bir gerçeği ortaya çıkardı: Kalp bölgesinde yeni bir sinir sistemi. Bu sinir sisteminin kendisine has birtakım elektronik bilgileri olduğu veya kalbin orikül bölgesinden salgılar yaptığı sanılmaktadır.

Gerçek odur ki, kalbin etrafında hem iradî sistem hem bitkisel sinir sistemi hem de duygulara vücut verdiği kabul edilen üçüncü sinir sistemi mekân tutmuştur.

Yani, kalbin sinir sistemi şebekesi iki yönlüdür. Hem tesirleri kalbe götürür hem de kalpten çıkan tesirleri bütün vücuda iletir. Bu, fevkalâde mühim bir tespittir. Çünkü, sizi ağlatmaya başlayan hadise üçüncü sinir sisteminde kalp bölgenizden hareket eden bir sinirsel hâdisedir. Evvelâ kalp bölgesinde bir sızı bir acı duyacaksınız, aynı anda üçüncü sinir sistemi, bitkisel sinir sistemi vasıtası ile gözyaşı bezlerini çalıştıracaktır. O halde merkez, acının doğuş merkezi olan kalbin yönettiği bir sinir sistemidir.

Kalbin üçüncü sinir sistemi konusu açıklık kazanmamakla beraber, kalbin elektromanyetik eksenleri ve vektörü ile de yakından ilgili olsa gerektir. Çünkü, kalbin en maddî yanı olan beyinle ilgisinden sıra ile yavaş yavaş bitkisel sinir sistemine geçerken, olayları daha çok biyokimya fazında inceliyoruz. Hâlbuki üçüncü sinir sistemi diğer sinir sistemlerine nazaran çok farklı bir yönetim özelliği taşır. Bu bakımdan bir yanıyla biyokimyayı bir yanıyla elektromanyetik vektörlerin esrarengiz yapısını temsil eder.

4. Kalbin şekli ve yapısı açısından olsun…

Bu harikulade üçlü sinir sistemi yapısıyla olsun, elektromanyetik vektörler sisteminde madde ötesine bir geçiş gizlidir. Zira, hissî tesirler bu kanallardan geçerek kalbin maddesine yansımakta, onu bazen damarlarıyla sıkarak ölüme götürmekte, bazen de aynı kanallarda ona bir maddî güç ve genişlik katarak sağlık vermektedir.

İşte kalbin muhteşem esrarı! Yapısındaki bütün inceliklerle, hayat boyu duygulardan ve fiziğinden aldığı tesirleri birleştirmesi bize bir işaret vermektedir. Kalp, nasıl bütün hücreleri temsil eden bir birlik sırrına sahipse, madde ötesinden de tüm gerçekleri alıp yoğurarak şekillendiren bir güce sahiptir.

Kalbin, bize ilmin henüz yavaş yavaş ulaştırdığı bu gerçekleri yanında, mühim bir noktaya işaret etmek istiyorum.

Kalp nasıl bir sistemdir? Bu sistem insan olmak açısından, bize neler getirir? Allah, insanoğlunu yeryüzüne gönderirken onu iki önemli cihazla donatmıştır. Bunlardan biri akıldır. Ve beden ilgisini beyinle kurar. İkinci cihaz ise kalple ilgi kuran sezgilerdir. Bunu inkâr etmek mümkün değildir. Herkes çok iyi bilir ki günlük hayatında hep birinci âleti, yani aklı kullanır. Fakat, onunla çözemediği birçok meseleler vardır ki, ikinci âlet kalp gelir, imdadına yetişir.


Kaynak: Dr. Haluk Nurbaki, Kalb ve Ötesi, Yeni Asya Yayınları, İstanbul 1984, Syf. 53-57