Nurbaki'yi Takip et


Pek çok hastanın ölüme yakın anda birden iyileştiği görülür. Bu olay o kadar sık görülür ki, olaya özel bir isim verilmiş, «ölüm iyiliği» denilmiştir.

Hele ben bir kanser uzmanı olarak, bu ölüm iyiliğini çok net olarak görmüşümdür. Dayanılmaz ağrıların pençesinde kıvranan ve tıbbî açıdan aciz kaldığım bir çok hastanın, son anlarını en ufak sızı duymadan kapattıklarını tesbit etmişimdir.



Akciğerleri metastazla dolmuş, nefes alma imkânı kalmamış nice hastalarımın oksijen altında bile nefes darlığından kıvranırken, son anlarını akıl almaz şekilde normal teneffüsle kapattıklarını çok görmüşümdür. Bu mucizevî ölüm iyilikleri, isim ve hasta yakınlarının kayıtları ile dosyamda mevcuttur.

Peki, ölüm iyiliği nedir?

9789753810470-insan-bilinmezi

Eğer insan maddeden ibaret olsa idi; ölüm yaklaştıkça artan fizyopatolojik olaylar, ıstırabı nefes darlığını arttırmalı, insan ölürken artan bir acının pençesinde son bulmalıydı. Hâlbuki olaylar tam tersini doğruluyor.

Yani kötü giden çark son anda düzeliyor, sanki mânâdan özel, kısa bir mutlu veriyor. Bu olay, ruhun insan makinasındaki sonsuz gücünü gözler önüne seriyor.

Gerçekte ölüm, tıpkı doğum gibi bir intikaldir. Bu sırrı bize bildirmek için Allah ölüm iyiliğini yaşatır. Ölüm iyiliği nasıl doğuyor? […] insan koordinatlarında tüm hücreleri, etkisi altında bir canlılık sırrı içinde sarmıştır. Hasta ve ölümü mukadder kişide bu tasarruf bitmeden âniden şiddetlenir (ölüm iyiliği), sonra ruh, insan koordinatlarını terk eder.

Ölüm anında…

Şimdi ölüm anındaki bir hârika tesbiti hatırlatacağım: Ölüm anında, ölüm iyiliği dışında, meselâ nefes darlığı ve ağrı çekmeyenlerde de bilinçte bir berraklaşma olur.

Hâfıza, tüm uzak kartlarını bir bir açar. Yeni bir dünyanın eşiğinde, hayatın sanki bir panoraması sergilenir. , en seçkin sözlerini verir son nefeslerde.

Eğer ölüm insanın sonu olsaydı, biten madde olayından ibaret olsaydı tam tersi olacaktı. Yok olmaya yaklaşan beyin, fonksiyonunu yitirecek; bilinç yavaş yavaş, perdelene perdelene ölüm gelecekti. Bu, gerçekte ruhun varlığını ve ölümün son değil, bir değişme olduğunu ispatlar.

Daha önemlisi, ölüme yakın anda insanın gerçeklere daha yakın olma hikmetidir. Ölüme yakın anda çoğunun yanılgılardan döndüğü, hatta yakınlarına geleceğe dair gerçeklerden söz ettiği çok görülmüştür.

Ölüm konusunda tıp biliminin çözemediği mesele; ölüm nedeninin bazen biyolojik kurallarla ters düşmesidir.

Yani bazen mutlaka ölüm meydana getirmesi gereken biyolojik olaylar, bir türlü ölüm meydana getiremiyor. Kanser metastazlarında bu durum çok müşâhede edilir. Bazen de basit bir biyolojik olay ölüm meydana getirir. Bu da, ölümü meydana getiren asıl olayın, ruhun insan koordinatlarını terk etmesi demek olduğunu doğrular.

Ağır kazalarda da buna benzer olaylar müşâhede edilir.


Kaynak: Haluk Nurbaki, İnsan Bilinmezi, Damla Yayınevi.