Müminlerin Mekke’de dayanılmaz çileler altında ezildiği günlerde Fahr-i Kâinat Efendimiz, hüzün yılını yaşıyordu. Hem Efendimizin hem de Hz. Ebubekir’in tüm serveti yoksul ve çilekeş müminlerin ve kölelerin uğruna harcanmış, tükenmişti. Hz. Ebûtalip ve Hz. Hatice dünya boyutlarını terk etmişlerdi.


Nurbaki’yi Takip et


Yetmiş derece sıcakta aç susuz çile çeken müminlere artık hiçbir yardım şansı kalmamıştı.



Hz. Hatice annemiz de yoktu ki; Efendimizin gönlünden hüzünleri çekip alsın. Zahirde tam bir çaresizlik, Efendimizin nazenin gönlünde hüzün dayanılmaz noktaya gelmişti.

İhanet ve Umut Arasında Bir Peygamber

Ve Taifliler son bir çare ışığı gibi gelip Efendimizi davet ettiler. Sonra da bildiğiniz gibi, alçakça taşladılar. Zeyd, kan-revan içinde perişandı. Efendimiz de mübarek ayaklarından yaralanmıştı. O’nun bağ kenarındaki akıl almaz duası evrenlerde çın çın çınlıyordu:

  • Aman Yâ Rabbi! onları kahretme, bilmiyorlar. Sende çare tükenmez. Sen çarelerin halkedenisin.

O anda ilahi tecelli tüm gönüllere yansıdı ve Efendimize ilk ev sahibi olacak gönlü aradı, taradı…

Hz. Nesibe’nin Gönülleri Uyandırışı

Ve de tam bu sırada Medine’de Hz. Nesibe bir avuç Müslümana;

  • “Ne duruyorsunuz Kâinatın Efendisi üzgün, çok zor durumda.” buyurdu. Ve bilinen davet zuhur etti. Hicret’in özünde yatan sır budur.

Nesibe annemiz böylece gönlünde Efendimize ilk ev sahipliği yapma sırrına erişti. Ve fedakâr, cesur yüreğinde gönül seması başladı. Ta çağımıza kadar Efendimizi gönlünde misafir etmek isteyen herkes, Hz. Nesibe sırrından mecal bulmakta bu sayede gönlüne Efendimizi davet etmektedir. Bu sır ilahi cereyanın gönüllerde aradığı Fahr-i Kâinat sevdasıdır.

Uhud’da Bir Kahraman: Hz. Nesibe

Hz. Nesibe Uhud’da Efendimizi bir muhafız gibi korudu, çarpıştı, yaralandı ve Efendimizin lütfu keremiyle yaraları bir anda iyileşince üzgün bakışlarla Kâinatın İncisine:

  • — Ya Rasûlullah! Beni, senin uğrunda ölmek şerefinden neden mahrum ettin? diye ağladı.

Efendimiz “Ahirette hep benimle alacaksın!” müjdesini verdi.

Nesibe’ye verilen bu müjde bir yandan gönüllerde sema sırrının muhteşem sırrını açıklıyor, bir yandan Efendimizi gönlünde duyanlara en yüksek mevkii bahşediyordu.

İçerik no: 7045


Bu yazı Dr. haluk Nurbaki’nin Gönüllerde Sema kitabından alıntıdır.



Bu sayfanın kısa adresi: https://nurbaki.org/7045