Soru: İslam’da, saygı çerçevesini koruyarak ve sınırlarına dikkat ederek karşı cinsle arkadaşlık kurmak, bir ortamda oturup sohbet etmek dinen uygun mudur? Uygunsa, bu durumun caizliğine dair hangi delillere dayanabiliriz?
Nurbaki’yi Takip et
Cevap
Haluk Nurbaki, karşı cinsle saygı çerçevesinde arkadaşlık kurma ve sohbet etme konusunda doğrudan bir “uygunluk” veya “uygunsuzluk” emri vermemekle birlikte, bu konuya dair çeşitli hikmetler ve prensipler sunmaktadır:
Öncelikle, Nurbaki doğrudan bir hadis hükmü olarak belirtilen ve bu tür etkileşimlerde dikkat edilmesi gereken çok önemli bir uyarıda bulunmaktadır: “Bir kadınla erkek yalnızken üçüncü arkadaşları Şeytandır”[1].
Bu ifade, yalnız ve mahremiyet içeren ortamlarda karşı cinsle kurulacak ilişkilerin potansiyel tehlikelerine işaret etmektedir. Bu durum, yalnızca fiziksel yakınlığı değil, aynı zamanda manevi tehlikeleri de içerebilir ve kişiyi günahtan uzak durmaya teşvik eder[2].
Ancak Nurbaki, genel olarak inananların birbirleriyle etkileşiminin ve kadınların toplumdaki rolünün önemini de vurgulamaktadır:
Eşitlik ve Haklar
İslam’da kadınlar ve erkekler eşit yaratılmış olup, eşit haklara sahiptirler[3]. Kadınların ilim öğrenme ve öğretme hürriyetleri de önemli bir hak olarak belirtilmiştir[4]. Örneğin, Hz. Aişe’nin ashaba (erkeklere de) hukuk ve fıkıh dersi verdiği[5] ve Hz. Ömer’in camide bir kadının kendisini düzeltmesini kabul ettiği olaylar[6], kadınların kamusal alanda bilgi ve görüşlerini ifade etmelerinin meşru olduğunu göstermektedir. Bu tür durumlar, saygı çerçevesinde bilginin paylaşımı ve sohbet için uygun ortamların olabileceğini ima eder.
Genel İnsanlık Sevgisi ve Saygı
Peygamber Efendimiz’in tüm insanlara karşı aşırı saygı gösterdiği, dinlerken ve konuşurken kimseye yan bakmadığı, daima muhatabına döndüğü belirtilmiştir[7]. Ayrıca, insanlık sevgisi, Efendimizin özellikle üzerinde durduğu bir görev olarak aktarılmıştır; insanlara “tefrik etmeden” (ayırt etmeden) sevgi ve saygı gösterme nezaketi teşvik edilmiştir[8]. Bu genel prensipler, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin, tüm insanlarla saygılı ve ahlaki sınırlar içinde iletişim kurmanın temelini oluşturur.
İffet Kavramının Genişliği
Nurbaki, “iffet ve namus kavramlarıyla hürriyet ve temel hakları birbirine karıştırmanın pek hazin bir gaflet olduğunu” belirtir[9]. Bu, iffet ve namusun sadece fiziksel bir durumdan ibaret olmayıp, bireyin tüm varlığına (ruh ve gönül dahil) yayılması gereken bir ruhsal meleke olduğunu gösterir[10]. Bu bağlamda, saygılı bir etkileşimde önemli olanın niyet ve içsel iffetin korunması olduğu anlaşılabilir.
“Zıt Eşlilik” Hikmeti
Nurbaki, erkek ve kadının “zıt eş” olarak yaratılmasının yalnızca neslin devamı için olmadığı, cennette bile birbirlerinin “zıt eşi olarak çok mutlu oldukları”[11], bunun derin bir duygu ve birliğin sırrı olduğu ifade etmektedir[12]. Bu, karşı cinsler arasındaki ilişkinin ilahi takdirde çok daha yüce ve manevi bir boyutu olduğunu vurgular, bu da saygılı ve ulvî bir ilişkinin temelini oluşturabilir.
Sonuç olarak, Haluk Nurbaki özel ve başkalarının gözetiminden uzak ortamlardaki karşı cinsle yalnız kalmaktan kaçınmayı (hadis deliliyle) kesinlikle önermektedir. Ancak, kadın ve erkeğin eşitliği, ilim öğrenme/öğretme özgürlüğü ve genel insanlık sevgisi prensipleri çerçevesinde, kamusal ve ahlaki sınırları koruyarak yapılan saygılı sohbet ve arkadaşlık, eserlerinde ima edilen değerlerle çelişmemektedir. Önemli olan, etkileşimin niyetinin, ortamının ve şeklinin “iffet” ve “takva” (Allah’a karşı sorumluluk bilinci) prensiplerine uygun olmasıdır.
Not: Gelen soruya yanıt olarak hazırlanan bu metin, Haluk Nurbaki’nin eserlerinde yer alan yorum ve ifadeler esas alınarak moderatör tarafından yazılmıştır.
Cevap Metninde Kullanılan Haluk Nurbaki Kaynakları ▼
[1] Sonsuz Nur: “Bir hadîste : «Bir kadınla erkek yalnızken üçüncü arkadaşları Şeytandır» buyurulması bu iddiamızın en açık misâlidir.”
[2] Sonsuz Nur: “İslâm’ın ruh terbiyesi metodunda, toplu olarak haramdan kaçmak için şuurlu ibâdet konmuş ve bu ibâdetin vereceği mânâ feyzi ile haramdan kaçınmanın mümkün olacağı belirtilmiştir. Diğer taraftan ibâdet, hattâ îman sahibi olabilmek için, evvelce haramdan temizlenmenin de zaruri olduğu Kur’an hükmüdür. Bu iki cümle birbiriyle çelişmez. Zîra haramdan kaçmak ve ibâdet birbiriyle iç içedir.”
[3] Gönül Penceresinden Fahr-i Kainat Efendimiz: “Mekke’de Erkam’ın evinde başlayıp, ilk ilkelerini tesbit ederek, Mekke, hatta tüm çevreye bir bildiri niteliğinde görüşlerini açıkladı. 1. İnsanlar doğuştan eşittir ve bu eşitliği birbirinden üstünlük iddiası ile kimse bozamaz. 2. Kadınlar da erkeklerle eş yaratılmış ve onlarla eşit haklara sahiptir. Onların farklı hizmet ve davranışları eşitlik ilkesini bozamaz.”
[4] Gönül Penceresinden Fahr-i Kainat Efendimiz: “Şüphesiz ki, Efendimizin kadınlara getirdiği en önemli hürriyet, daha doğrusu hak, ilim öğrenme ve öğretme hürriyetidir.”
[5] Gönül Penceresinden Fahr-i Kainat Efendimiz: “Hz. Âişe annemiz, ashaba Hukuk ve Fıkıh dersi vermiştir.”
[6] Gönül Penceresinden Fahr-i Kainat Efendimiz: “Caminin arka kısmında uzun boylu, yüzü çilli bir mü’min hanımefendi ayağa kalkarak…”
[7] Gönül Penceresinden Fahr-i Kainat Efendimiz: “Bütün insanlara, dinlerken de konuşurken de, aşırı bir saygı gösterirdi. Hiç kimseye bakarken gözünün ucu ile; yani yan bakmaz, birisiyle konuşurken, mutlaka o tarafa döner, konuşurdu.”
[8] Bilim Açısından İmanın Altı Şartı: “İnsan, Allah’ın ‘Ruhumdan üfledim’ dediği bir kutsallığı taşımaktadır. Onun için insanları tefrik etmeden onlara karşı sevgi, saygı gösterme nezaketini, bize peygamberlere imanla tanıtarak, böyle bir alışkanlığa sevk ediyor.”
[9] Gönül Penceresinden Fahr-i Kâinat Efendimiz: “İslâmiyet, imanı öyle güçlü bir faktör saymıştır ki, bu imana sahip bir mümin kadının hiçbir yanlışlığı yapmayacağına inanır.”
[10] Rabbini Nasıl Bilirsin: “İslâmiyet’te bir kaide vardır. Bir kadın veya bir erkek karısıyla yatarken bir başkasını tahayyül ederse nikahları düşer. Bu, iffetin ırzına geçilmesidir. İffet dediğimiz şey yalnız bir deriden ibaret değildir, unutmayınız bunu.” / Sonsuz Nur: “Gönlü cemiyet derdiyle yanık, beyni insanlık ızdırabıyla kavruk olan mümin, nasıl olur da hayâ zarının dışında gülünç hayhuylara kapılır? İşte bu derin iffet ölçüsü içinde Müslüman, bedbinliğe gidemeyecek tarzda neş’e ile çevrilidir. Neş’e de havailiğe kaçmayacak şekilde iffetle hudutludur.”
[11] Rabbini Nasıl Bilirsin: “…Biz tâ Hz. Âdem ile Havva Annemizin ilgilerini düşünerek konuşuyoruz. Cennette oldukları zaman nesil olayı yoktu. Nesil, üreme, üretme olayı yoktu. Binaenaleyh onlar da orada birbirlerinin zıt eşi olarak çok mutluydular.”
[12] Bakara Suresi Yorumu: “…cennetteki eşlenme kavramını yakinen bilemiyoruz. Vakıa Suresi yorumundan anlıyoruz ki; cennette (nefs zevki ağırlıklı bölümlerinde) eşlenme kavramı, cinsellikten çok üstün bir kadın – erkek yaklaşmasıdır. Bu birlik çok derin bir duygudur. Cinsellik onun çok silik ve ilkel örneğidir.”




