Namazın ve infakın dışında "huzur, saadet, mutluluk" filan diye, böyle kitapta türkü söyler gibi yazılan lafların hiçbirisi namaz ve infakın dışında mümkün değildir!
Hacı Bektaş-ı Veli Hazretleri’nin eğittiği talebelerine verdiği belli ilkeler vardır. Bu ilkeler aslında İslamiyet'in temel felsefesidir. Efendimizin ahlakından birer çizgidir.
zihinlerde ve bedende orucun sırrı biliyorsunuz belli bir süre sabır sporu yapmak gibi görülmektedir. Tabii bunun namütenahi tıbbi faydaları vardır ama gönül konusunda bunları söylemek istemiyorum. - İlahi nimet
“İta” efendim “vermek”… “Kendisinden bir şeyler vermek” demek. Şimdi, Cenabıhakk’ın yüce kitabında infaktan sonra itayı zikretmesi ayrı bir özellik taşıyor. Bu şu demektir: mesela siz zekâtınızı verdiniz. İnfak faslında sadaka tarzında (tabii bu sadakanın da çok haysiyetli olması lazım) yardımlarınızı...
İslamiyet'in temel emri iki tane vazgeçilmez noktada birleşiyor. Yani varlığını ve kendinde mevcut ilahi nimetleri başkalarıyla paylaşmayan insan hiç boşu boşuna “İslam’ım” diye gezmesin.
Ne aklınıza geliyorsa! Hiçbir düşünceye ait bir arzu yok. “Yalnız sen varsın” diyor, Allah’a. Biz de ne olabilir ki? Bunu ifade etmek için miraçta çok nefis bir sözü vardır, Allah'a karşı.
Türkler Asya'da, Batı Asya'da, Batı Hazer'de biraz daha ortada Horasan da biraz daha Doğu Asya’da çok güzel memleketlerinin... Köyleri, kasabaları çok güzel... Oralarda, o kadar mükemmel tatlı bir hayat yaşıyorlar ki; bir de İslamiyet'le teşerrüf etmişler.